İlhan Döğüş

26/9/2007 - DTP niye PKK'ya terörist demiyor ve AKP

Kategori: Kurt sorunu

Cemal Gürsel Kürt yurttaşlar için 16 Kasım 1960 tarihinde İsveç’in Dagens Nyheter gazetesinde şöyle bir demeç vermiş: "Eğer ıslah kabul etmez Türk dağ halkı uslu durmaz ise, ordu, kasaba ve köyleri bombardıman etmekte ve yakmakta asla tereddüt etmeyecektir. O kadar çok kan dökülecektir ki kendileri ve ülkeleri boğulacaktır." (bkz.  İrfan Aktan, Zehir ve Panzehir, Ankara: Dipnot Yayınları, 2006, s.51)

Aradan geçen 47 yılda yaşananlardan anlaşılıyor ki, ordu hiç tereddüt etmemiş... Fakat aynı tereddütsüzlük sorunun demokratik çözümüne engel olma noktasında devam ediyor. Kürt halkının oylarını alarak meclise girmiş DTP'li vekilleri dışlamakta, ayrımcılık yapmakta, diyalog kanallarını kapatmakta beis görmüyor.

Genelkurmay Başkanlığı'nın 30 Ağustos resepsiyonuna DTP'yi davet etmemesinin sebebi sadece PKK'ya DTP'nin terör örgütü dememesi değil. Daha da önemlisi, o resepsiyonlarda son 5 yılda eşler katılamasa da, İslami görünürlük arttı. İslami görünürlüğün artmasını hazmedemeyenin orada Kürt görünürlüğe pek tahammülü olmaz. Nitekim bu Türk modernleşme projesinin iflası demektir. Dolayısıyla resepsiyonlar, modernite projesinin toplumsal değişime karşı "direniş odakları" haline gelmiş durumdalar.

DTP sadece duygusal ve organik bağlar nedeniyle terörist demekten kaçınıyor değil. İşin daha önemli noktası, DTP bunu dediği noktada- devletin/resmi ideolojinin iddiasını- Kürt sorununun bir terör sorunu olduğunu ve dolayısıyla bu sorunun salt terörle mücadeleyle ve bu otoriter zihniyetle çözüleceğini kabullenmiş olacak ki; bu ne demokratik bir tavırdır, ne Kürt sorununun çözümünde katkı sağlar ne de DTP'nin varoluşuna uygundur. Çünkü DTP söyleye söyleye bizi bıktırdığı gibi, bu sorunun demokratik, barışçıl yollardan siyasetle çözülmesine çabalıyor. Bundan emin olmasanız da DTP'nin kamusal beyanı bu yönde ve demokratik-adil bir tavır bu beyan üzerinden kendini kurmalıdır. Yani DTP sadece kendisi için değil; Türkiye'nin demokratikleşmesine engel olmamak için, terörizasyonun artmaması için PKK'ya terör örgütü demiyor. Çünkü ortada BÜYÜK İKTİDARIN işletmeye çalıştığı bir strateji ve kendini haklı kılma çabası var ve DTP terör örgütü demeyerek bu anti-demokratik stratejiye direniyor...

Öte yandan DTP'nin PKK'nın yörüngesinden çıkması ve Kürt siyasetinin çoğullaşması, DTP'nin PKK'ya zorla terör örgütü demesinden geçmiyor. Bu aksini getirecektir. DTP'yi PKK yörüngesinden çıkartacak olan DTP'nin siyasi ve sivil alandaki görünürlüğünün ve katıldığı diyalog kanallarının artmasıdır. Mesela DTP bu geçtiğimiz hafta, PKK'nın "Gül'ü protesto edin" emrine karşın Abdullah Gül'ü karşılamıştır ve Kürt halkı Gül'e büyük ilgi göstermiştir. Bu sivil demokratik tavır DTP'yle PKK arasındaki mesafeyi açmaktadır. Fakat her otoriter baskı DTP/Kürt siyaseti ile PKK'nın arasındaki mesafeyi kapatmaktadır.

Bir diğer önemli nokta, Kürtlerden kimse, Kürt meselesine ''hayır efendim Kürt meselesi değil, Güneydoğu meselesidir' ' diyen birine ''Hayır önce Kürt meselesi de, ondan sonra konuşalım. Güneydoğu meselesi dersen konuşmayız'' demiyor. Çünkü bu iş güç ilişkisi.. 'PKK'ya terör örgütü de'' diyen Türkler, Kürtlerden daha güçlüki, Kürtlerin dillerine hükmetme cüretini kendilerinde görüyorlar.

Ayrıca AKP'nin/ Tayyip Erdoğan'ın Genelkurmay'la aynı pozisyonu alarak "bana ne bana ne, DTP PKK'ya terörist desin" tutturduğu söylemi, AKP'nin ve AKP'lilerin haklı olarak kızdığı laikçilerin "bana ne bana ne, Gül CB olmasın" tepkisinden farksızdır. Aynı Tayyip Erdoğan, "kimse bana İslami terör" dedirtemez demişti.

Mağdurun diğer mağdura iktidarın diliyle konuşması, onaylanmasa da anlaşılır bir şey. Fakat Ahmet Türk' ve DTP'lilerin AKP'ye ve İslami kesime iktidarın diliyle konuşmadıklarını unutmamak gerek. 27 Nisan günü muhtıraya Erdoğan'dan önce, ilk tepki veren parti lideri Ahmet Türk'tü. Dolayısıyla AKP'nin kendini sisteme-devlete kanıtlamak için Kürtleri/DTP' yi kullanmasının ahlaki meşruiyeti yok.

Kendisini demokrat olarak tanımlayanların Kürt meselesinde çuvallamasından anlaşılıyor ki, demokratikleştikçe Kürt meselesi çözülecek değil; Kürt meselesi çözüldükçe demokratikleş ilecek. Dolayısıyla İslami ve diğer sosyal hareketler demokratik yaşam alanlarını ancak Kürt meselesini çözmeye çabaladıkları oranda artırabilecekler; iktidarla Kürtlere karşı ittifak yaparak değil...

16.09.2007

 

www.siyar.org

 

Yorum yaz!

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

www.siyar.org'ta ve diğer yerlerde yayınlanmış siyasi yorum yazıları...

Son yazılarım

Kim kendine demokrat değil ki…
AKP’nin içindeki CHP 1 Mayıs’ı yasakladı
Darbeler ve ekonomi: Ne alaka?
Egemenlik kayıtsız şartsız Hürriyet okurunundur!
Kapitalizmin yeni vahşeti: GDO’lar
301 kere hayır!
Laiklik mevzu bahisse sınıf çelişkisi teferruattır
Cumhuriyet kadınlarının minneti: Atatürkerkillik
Darbe hak edilmez, yenir!
Ergenekon'suz Türkiye
Devlet Beyaz Maske Numaralarını Yemiyor
Rektörlerin “resmi itaatsizliği”
Özgürlükçü Solun İslam’la İmtihanı
Demokratları ayrıştıran başörtüsü mü?
Cemaatler ve Demokrasi
Paşa'nın Paşa'ya mesajı ne?
Ortadoğu’ya Sivil Diplomasi Gerek
Muktedirlerin muhalefeti
Bu dava Ergenekon davasıdır!
AKP değil, demokrasi güçlenecek

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta
siyar.org

Kategoriler

  • Avrupa Birligi
  • Bilgi Ekonomisi
  • Demokrasi, Sivil Toplum, Devlet
  • Kultur Kimlik
  • Kuresellesme
  • Kurt sorunu
  • Laiklik
  • Modernite-Postmodernite
  • Ortadogu
  • Sol
  • Turkiye
  • Arkadaşlarım

    solcularbirligi
    proleter
    incesan
    onurlu1turk
    cemtaskiner
    tugbakbeyinan
    siyah
    psakd
    aleviyol
    alevidostlar
    sweetgirl
    ozlemmm
    ewindarrr
    yesilleriklim